İkinci Çocukla Beraber Aile İlişkileri ve Kardeş Kıskançlığı | Acıbadem Bebek

Anne baba olmaya karar vermek zor olduğu kadar keyifli, çiftlerin hayatlarını farklı bir noktaya taşıyan bir deneyimdir. İlk çocuğun aileye katılması ile değişen ailenin dinamiği ikinci çocukla beraber daha farklı bir şekilde yeniden yapılanmaktadır. Bu sefer devreye ilk çocuğun kardeş ile ilgili düşünceleri, duyguları, algıları ve tepkileri de girmektedir. Aile ilişkilerinde sevgi, koşulsuz kabullenme ve destek kavramları ön plandayken kardeş ilişkilerinde rekabete bağlı problemler de ortaya çıkabilir. Kardeş kıskançlığının hangi durumlarda ortaya çıkabilir ve bu durumla karşılaştığınızda dikkat etmeniz gereken önemli noktalar:

Kardeşlik Bağı

Çocuklar için aileleri ilk sosyalleşme ortamlarıdır. Öncelikle anne olmak üzere ebeveynlerle kurulan ilişkiler çocuğun temel kişilik gelişiminin yapılanmasını desteklerken kardeş kavramı da bu gelişime büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Kardeşlik bağı, kişilerin çoğu için hayatlarındaki en uzun süreli ilişki olma özelliği taşımaktadır. İlişkinin yapısı daha isteğe bağlı, daha eşitlikçi, tüm duygu durumları içeren, çocuğun sosyal ve arkadaşlık bağlarına da örnek oluşturma özelliği taşıyan bir bağdır.

Kardeşin doğumu ile değişen düzen

Yeni bir bireyin aileye dahil olması ailenin mevcut dinamiğini değiştirmektedir. Çocuk için en zorlu süreçlerden biri kardeşin aileye katılmasıdır. Bu sürecin yarattığı duygu durumu annenin hamileliğinin son aylarında ortaya çıkmaya başlar ve kardeşin doğumuyla devam eder. Çocuk için hayattaki en önemli en değerli varlığı olan anneyi paylaşmak zorunda kalacağını bilmek onda anneyi kaybedecekmiş gibi bir algıya sebebiyet verip endişeyi ortaya çıkarabilir.

Peki ikinci çocuk, yani kardeş geldiğinde ilk çocuğun dünyasında ve ailenin dinamiğinde neler olur?

Öncelikle anne ve babasının, sonrasında ailenin diğer büyüklerinin ilgisinin sadece kendisi üzerinde olmayacağını fark eden çocuk ilgiyi ve sevgiyi, ilerleyen süreçte de oyuncakları, kıyafetleri, eşyaları gibi şeyleri paylaşması gerektiği düşüncesine kapılarak kaygı yaşamaya başlayabilir, kardeş kıskançlığı ortaya çıkabilir.

Ebeveynlerin ikinci çocuğa tereddüt etmelerindeki en büyük sebeplerden biri de bu kardeş kıskançlığının yaşanmasından korkmak ve büyük çocuğun psikolojisinin bozulacağından endişe duyulmasıdır. Fakat ikinci çocuk birincinin psikolojisini bozmaz. Kardeş kıskançlığı son derece olağan ve kaçınılmaz bir durumdur. Henüz paylaşma kavramıyla tanışmamış olan çocuk en temel ve vazgeçilmez sevgi bağını paylaşacağı düşüncesi ile bu kıskançlığı yaşamaya başlar ve olağandır. İlerleyen süreçte kardeşin büyümesi ile beraber bu kıskançlık zaman zaman karşılıklı olarak kendini gösterebilir.

Çocuğunuzun kardeş kıskançlığı yaşadığını nasıl anlarsınız?

Anne hamileliğinin ilerlemesi sebebi ile eskisi kadar çocuğu ile ilgilenemediğinde, (bedensel olarak kaldıramayacağından kucağına alamaz, çok fazla zaman ayırmaz) çocuk ilgi ve sevgiyi kaybettiğini düşünebilir.

· Yeni gelecek kardeş için alışverişler yapılıp, evde sürekli olarak ona dair hazırlıklardan söz edildiğinde çocuk kendisini önemsenmiyor hissedebilir.

· Aile ve akrabaların ”sen artık ağabey, abla olacaksın, büyüdün” vs gibi söylemleri çocuğa hazır olmadığı ve kaldıramayacağı ölçüde sorumluluk yükleyebilir.

· Yeni gelecek bebeğe dair kaygısından dolayı ağlayıp hırçınlaştığında aileden olumsuz bir tepki aldığında reddedildiğini, istenmediğini düşünebilir.

· En spesifik özelliği küçük kardeşe dair saldırgan tutumlarda bulunmasıdır.

· Bunun aksine aşırı sahiplenici davranışlarda da bulunabilir.

· Yeme davranışı değişir. Normalden çok az ya da çok fazla yer.

· İçine kapanabilir. Çok hareketli olan çocuğunuz bir köşede kendi kendine oynamaya başlar.

· Ağrısı olmasa bile ilginizi çekmek için ağrısı varmış gibi davranabilir, ağlayabilir, hırçınlaşır.

· Mevcut yaşından daha küçük yaşlara ait davranış özellikleri göstermeye başlayabilir. (konuşabiliyorsa agulayabilir, emekleyebilir, altına kaçırabilir)

· Okula gidiyorsa gitmek istemez, gittiğinde okulda hırçınlaşıp öğretmenlerin dikkatini çekip size ulaştırmaya çalışır.

· Anneye aşırı düşkün bir tavır sergileyip yanından hiç ayrılmak istemez.

· Okulda arkadaşlarına ve öğretmenlerine kardeşleri olup olmadığını sorabilir.

· Öncelikli olarak anne babasına ve iletişim kurduğu insanlara sürekli onu sevip sevmediklerini sormaya başlar.

Kardeş kıskançlığının kalıcı olmaması ve etkisinin az olması adına dikkat edilmesi gereken bazı noktalar


Ebevenlerin tutumu

Sevgi her ne kadar eşit olarak iki kardeşe veriliyor olsa da bebeğin anneye muhtaç olması sebebi ile büyük çocuk her zaman kendisine dair sevgi ve ilginin azaldığı algısına kapılacaktır. Ebeveynler “acaba çocuğum bu kaygıyı yaşıyor mu?” diye düşünüp paniğe kapıldığında bu gerilim daha çok artacaktır. Aşırı dikkatli ve hassas davranmak bu kıskançlığı pekiştirmektedir. Bunun yerine anne babanın doğal her zamanki tutumlarını sürdürmeleri, çocukları ilgilenme açısından kendi aralarında paylaşmadan ortaklaşa ilgilenmeleri gerekmektedir.

Kardeşler arasındaki yaş farkı  

0-3 yaş gelişim açısından en kritik dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde çocuk tüm ihtiyaçları için anneye muhtaçtır. Kişilik yapısının temelleri bu dönemde atılmaktadır. Bu evredeki ihmallerin telafisi de ne yazık ki çok kolay olmamaktadır. Çocuğun psikososyal gelişimi açısından 3 yaşını doldurduktan sonra ikinci kardeşin aileye katılması daha sağlıklıdır. Aynı zamanda kardeşler arasındaki yaş farkının çok olması da jenerasyon farkını doğuracağından kardeşler arası paylaşımı azaltmakta ve iletişimlerinin güçlü olmamasına sebebiyet vermektedir.

Kardeşlerin cinsiyetleri

Yapılan bir çok araştırmada karşı cinsten kardeşe sahip olmanın kişiye ilerleyen yıllarda ikili ilişkilerde daha sağlıklı bakış açısı kazandırdığı görülmektedir.

Aile içi dinamikler, anne & babanın iletişimi  

Problemli eş ilişkileri, çatışmalı aile ortamı, anne veya babada depresyon gibi duygusal problemlerin varlığı çocukların ilişki yapılanmaları ve problem çözme becerileri üzerinde olumsuz etkiye sahiptir ve gelecekte kuracakları ilişkilere rol model oluşturacağından olumsuz bir etki de bulunmaktadır.

Kardeş kıskançlığı normaldir ve yaşanılması beklenir. Ortadan kaldırmanın da herhangi bir yolu yoktur fakat etkisi hafifletilmektedir. Bunun için ebeveynlerin dikkat etmesi gerek noktalar bulunmaktadır.

Doğumdan önceki tutumunuz

· Çocuk kardeşin gelişi ile ilgili bilgilendirilmeli, psikolojik olarak hazırlanmalıdır. Kardeşe isim seçerken, odası, eşyaları hazırlanırken büyük çocuk da bu hazırlıklara dahil edilmeli, fikri alınmalı ve bu şekilde kardeşin geleceği benimsetilmelidir.

· Eğer çocuğun tüm ihtiyaçları ile anne ilgileniyorsa bu süreçlere baba ve diğer aile büyükleri de dahil edilmeli ve doğum sırası ve sonrasında anne bebekle ilgilenirken çocuğun terk edilmiş hissetmesi önlenmelidir.

· Kaygının getirdiği çocuğu telkin etme ihtiyacı ile “o gelince seni gene aynı seveceğiz, hiç korkma” gibi söylemlerde bulunulmamalıdır. Çocuk sorgularsa bu söylenmeli yoksa söylenmemelidir. Aksi takdirde çocuğun zihninde “kardeş gelince büyük çocuğun sevilmemesi gibi bir durum var” düşüncesi ortaya çıkabilir.


Doğumdan sonraki tutumunuz

Yeni bir bebeğin aileye katılımı ebeveynlerde aynı sürece sil baştan başlama algısını getirirken evde en çok büyük kardeşi etkileyen bir süreç oluşturmaktadır. Bu noktada kardeş gelmeden çocuğun hayatı nasılsa sonrasında da aynı şekilde devam ettirmeye çalışmak, çocuğun kaygısını azaltacak, kardeşi ile ilgili kuracağı bağı güçlendirecek ve keyifli bir deneyim olmasını sağlayacaktır.

· İki ebeveynde aynı anda bebekle ilgilenmemeli, bir yandan büyük kardeşle de ilgilenilmelidir.

· Abartılı sevgi gösterilerinden kaçınılmalıdır.

· Bebeğin bakım faaliyetlerine büyük çocuk da dahil edilip ona da neler yapıldığı anlatılmalıdır.

· Diğer aile büyükleri ve arkadaş çevresi küçük çocukla çok ilgilendiğinde büyükle ilgilenmeleri konusunda teşvik edilmelidir.

· Çocuğu devamlı bebekten uzak tutmak, ses çıkarınca uyandıracak endişesi ile kızmak çocuğun üzülmesine ve terk edildiği, izole edildiği düşüncesine kapılmasına sebebiyet vereceğinden yapılmamalıdır.

· Bebek ile ilgili “çirkin, kakalı, aman devamlı ağlıyor” gibi söylemlerde bulunulmamalı, çocukta bebeğe dair kabahatli, kötü bir şey algısı oluşturulmamalıdır.

· Kardeşler arası kıyaslamaya girilmemelidir.

· Konuşup duygularını ifade edebilecek yaşta ise büyük çocuğa bebekle ilgili ne hissettiği ne düşündüğü sorulmalı, var olan endişeleri giderilmelidir.


Acıbadem Fulya Hastanesi Klinik Psikolog Sena Sivri